Röportaj - Leman SAM


Hayatım boyunca 4 kez hayata sıfırdan başladım. Bir şey beni tutup yeniden ayağa kaldırdı. Ben adımı bildiğim günden beri hayatımda 3 şey vardır. Müzik, hayal ve doğa. Ben doğanın çocuğuyum. Benim öğretmenim , annem babam doğadır. Hayata karşı ayakta kalmayı , rüzgarlara karşı ne yapmam gerektiğini ağaçlardan öğrendim. Ağaçlar büyük fırtınalarda nasılsa rüzgar üzerinden geçsin diye eğiliyorsa, ben de zor zamanlarda eğildim. Hala öğretmenim doğadır. Önsezilerin geliştiği ise, hayvanlar ile bu kadar gelişti ise hepsini doğaya borçluyum.


Oğuzhan Ceyhan : Hoş geldiniz Leman Hanım. Hoş geldiniz Şevval Hanım.

Leman Sam ve Şevval Sam : Hoşbulduk Oğuzhancığım.

Oğuzhan Ceyhan : Şevval Hanım bugün sizinle tekrar beraberiz. İlk sayımızda bizimle birlikteydiniz. Bize uğur getirdiniz. 16. sayımız ile yolumuza devam ediyoruz. Ve bugün Leman Hanım ile sohbet edeceğiz. Leman Hanım tekrar hoş geldiniz diyorum ve iyi ki geldiniz. Öncelikle benim çok çok sevdiğim Fado‘yu Türkiye’de ilk söyleyen kişisiniz. O harika sesinizi çok seviyorum. Yıllardır sizi dinliyorum. Bana her zaman huzur veren bir sesiniz oldu. İsterseniz önce iş hayatınızdan başlayalım. Haritanızdan okuduğum kadarı ile de, 24 Nisandan itibaren iş ve kariyer hayatınızda bir hızlanma olacak. Bu aralar neler yapıyorsunuz ?

Leman Sam : Çalışmaya ve konserlere devam ediyorum. Ve doğru söylüyorsun. Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, İskenderun turnem 24 Nisanda başlıyor.

Oğuzhan Ceyhan : Bu geziler Mayısta ve Kasımda da devam edecek. Hatta yurt dışı seyahatleriniz de olacak.

Leman Sam : Evet gerçekten gidecek çok yer ve aldığım çok davet var. Bu arada Fado demişken,Amalia Rodrigez ile aynı sahneyi paylaşma şansım oldu. Çok büyük bir zevkti. Fakat Oğuzhancım, ben uzun süre evden ayrılmayı sevmiyorum. Baktığım hayvanlar var. Kedilerim var. Onlara bakıyorum. Aklım hep onlarda. Şu an balkonumda doğurmuş bir kedi var. Sabaha kadar defalarca kalkıp nasıl olduklarına bakıyorum. 1 aydır nöbetçiyim başlarında. Baktığım bir hayvan varsa benim için büyük bir sorumluluktur. Onları bırakıp gidemem. ( Bu arada Mynah kuşumuz Mozart “evet” diyor. Ve Leman hanımla güzel bir sohbete başlıyorlar. Moooozaaaaaart diye devam ediyor Mozart. Mozart ile o kadar iyi anlaşıyorlar ki, ona hediye edesimiz geliyor. Bu arada konuşan muhabbet kuşlarımız biber ve prenses de devreye giriyor. Ve kendi seslerinden “Bir öpücük “ istiyorlar. Hep beraber gülüyoruz ve sohbet hayvanlara ve doğaya dönüyor. Dalyan’dan, Kaz dağlarından, Mordoğandan, Karaburundan bahsediyoruz.)

Leman Sam : Evim Dalyan’da.Ege’yi seviyorum. Şimdi Egeye geçmek istiyorum. Ama şu anki evimde ağaçlarım var. Onları bırakamıyorum. Onlar her gün kollarını balkonuma uzatıyorlar. Ben gittikten sonra bakamazlar diye korkuyorum. Doğayla iç içe yaşamayı seviyorum.

Oğuzhan Ceyhan : Ne güzel ancak ne yazık ki herkes sizin kadar hassas değil.

Şevval Sam : Ben de bu hafta Kızılırmak kenarında benim adıma yapılacak bir hatıra ormanının açılışına gideceğim.

Oğuzhan Ceyhan : Ah Şevval, hiç sorma. Her yaz içimiz yanıyor. Geçen yıl da ne yazık ki Mordoğan da gözümüzün önünde deniz kenarında olmasına rağmen dönümlerce ağaç yandı. Yollar kapandı. Her yaz ağaçları yakıyorlar. İçimizi de yakıyorlar. Yaza hem seviniyorum, hem üzülüyorum. İyi ki böyle bir şey yapıyorsunuz. Herkesin ağaç dikmesi lazım. Bu konuda daha hassas olmamız gerekiyor. Siz de Leman Hanım bir 22 Şubat Balık’ısınız. Son derece hassas bir insansınız. Ancak Kovaya Yay etkisindesiniz. Ve Güneş Mars kavuşumunuz var. Bu açı nedeni ile biz sizi her zaman kınalı saçlarınız ile tanıdık. Tam sınırda doğduğunuz için Balık’ ın da sanatsal özelliklerini almışsınız. Neptün 10. evde. Siz doğuştan sanatçısınız. 2005 ile 2007 arasında Satürn sizi biraz içinize döndürmüş olmalı. Yeni Projelere hazırlanmış olmalısınız.

Leman Sam : Projelerimden hiç vazgeçmedim zaten. Ancak 2000 yılında çok sevdiğim birini kaybettim. Bu da üzerimde çok büyük bir etki yarattı. Benim için zor zamanlar oldu.

Oğuzhan Ceyhan : 11 Ağustostaki tutulum 1999 yılında yarattığı etki ile sizin Kovadan etkilenen tarafınız ile irtibatta idi. Bu da sizin hayatınızı derinden etkileyecek olaylara neden olacaktı. 1999 ile 2001 yılı arasındaki dönemde iniş çıkışlar olmuş olmalı. Satürn transitleri kendinizi, varoluşu düşünmenize neden olur. Sizi yeni albüm ve konserler ile yeniden aramızda göreceğiz.

Leman Sam : Aslında ben hiç gitmedim. Sadece medya ve albüm olarak ortalıkta değilim. Ancak konserlerim hiç durmadı. Konserlerime devam ettim.

Oğuzhan Ceyhan : Aslında yurt dışında da çok konser verdiniz değil mi ?

Leman Sam : Evet çok verdim.. Yunanistan’dan çağrılar alıyorum.Gitmek de istiyorum fakat nedense özel yaşamımda çok girişken olmama rağmen işim ile ilgili fazlası ile girişken değilim.Bu kadar ortada olmamama rağmen insanlar da beni unutmuyorlar.

Oğuzhan Ceyhan : Sizi unutmak mümkün değil zaten. Gençliğim, üniversite dönemim de sizi dinliyordum. Hala büyük bir keyifle sizi dinliyorum.

Leman Sam : Çok ilginç yerlerden haberler alıyorum. Gençlerin üniversite sınavına hazırlanmadan önce beni dinlediklerini öğrendim.

Oğuzhan Ceyhan : İnsanlar çok hızlı sanatçı kimliği kazanıyorlar , çok çabuk sivriliyorlar. Ne diyorsunuz ?

Şevval Sam söze giriyor ve : Yıllardır annem konser veriyor ve hala konserleri tıklım tıklım. Hala davetler alıyor. Çünkü ortada bir kalıcılık söz konusu, önemli olan ne kadar çabuk ortaya çıktığın değil, ne kadar kaldığın.Bu da neyi, nasıl yaptığınla alakalı. Kaçıncı jenerasyondur annemi dinliyorlar.

Oğuzhan Ceyhan : Ben spor akademisindeyken sürekli sizin albümlerinizi sürekli dinlerdim. Albümünüzde bizden bir şeyler vardı. Siz de bizlerden birisiniz.

Leman Sam : Evet öyleyim.. farklı düşünmek çok anlamsız zaten.. Geçenlerde Hayal kahvesinde bir konser verdim. Bir dinleyici arada “İnanamıyorum sizinle konuştuğuma dedi” Neye inanamıyorsun dedim. Ben hiçbir zaman ulaşılamayan fildişi kulesinde yaşayan bir insan değilim ki. Ben her zaman aranızdayım.

Oğuzhan Ceyhan : Peki Leman hanım, parayla aranız nasıl? Balık burçlarının hassas doğasına para uyum sağlayan bir enerji değildir.

Leman Sam : Maalesef para meselelerinden anlamıyorum Oğuzhan’cım. Açık bir şey söylemem gerekirse, ben sanatı da biraz farklı algılıyorum. Bu doğru mudur, değil midir tartışılır bir konu ama sanatla para yan yana olmasaydı keşke. Sanatı parasız yapmak isterdim.. Benim en büyük sorunum, sanat ile paranın yan yana gelmesi. Paranın insanı özgürleştirdiği doğru ama her şey değil.fakat bir yandan da benim müziğe başlama sebeplerimden biri. Kızlarım çok küçüktü. Operadaydım. Operada sözleşmeliydim.

Oğuzhan Ceyhan : Sopranosunuz değil mi ?

Leman Sam : Mezzo sopranoyum. Ve korodaydım. Çok sıkıntı çektiğim bir dönem oldu.. ama maddi ve manevi sıkıntılar da insanı büyütüyor.Mülkiyet aslında insanı köleleştirebiliyor bazen.Ama yine de bazı projelerimi hayata geçirmek için bazı dönemlerde maddi açıdan daha güçlü olmak isterdim. Keşke bu mesleği yaparken para ile ilişkim hiç olmasa idi. Ve ben tüm projelerimi hayata geçirseydim. Pek çok projem var ama hepsi dönüp dolaşıp ekonomik değerlere dayanıyor.Tabi bu daha çok son dönemlerde böyle oldu.Eskiden her şey biraz daha güzel ve farklıydı.Bu kadar maddiyat üzerine kurulu değildi her şey. Ben aslında ikinci dünya savaşının bittiği 1945 ile 1960 arası yaşamak isterdim. Daha bir masumiyet vardı. Gelecek 50 yılın hayalini sevmiyorum. Teknolojinin insanın masumiyetinden bir şeyler götürdüğünü düşünüyorum. Her şey eskiden çok daha masumdu. Teknoloji karşıtı değilim. Ama o dönemin daha masum olduğuna inanıyorum. Dağlara gitmek istiyorum. Demin yandaki gökdelene baktım, çok üzüldüm. Başımı kaldırdım. Baktım baktım bitmiyor. Ne acı. Güneşi bile kapatmış.Sahip olduklarımızı, doğayı, git gide kaybediyoruz. .

Oğuzhan Ceyhan : Ne yazık ki bu çevredeki tüm az katlı yapıları alıp, yüksek binalar dikiyorlar. Sizin bu doğa sevginiz yükselen burcunuz Yay ‘ ın etkisi. Doğaya bakış açınız, sevginiz, hayvanlar ile olan iletişiminiz, tam Yay’ın etkisidir. Peki müzik hayatınıza dönersek, siz ilk 1978 ‘ de çıkmıştınız değil mi ? 1978 ‘ in Martında bir tutulma yaşandı. O tutulma ile beraber kariyerinizde büyük ilerleme kaydetmeliydiniz.

Leman Sam : Evet 1978 ‘ de Operadaydım ve çıktım. Sonra diğer çalışmalar başladı. Ve hayatım hızla değişti..

Oğuzhan Ceyhan : Şevval o zaman 5 yaşlarındaydı galiba.

Leman Sam : Evet. Bu arada şevvalin doğumuyla ilgili de, garip bir olay yaşadım. Şevval az kaldı 10 Kasımda doğuyordu. Fakat kendimi tuttum. Böyle bir şey nasıl oldu bilmiyorum. Eskiden 10 Kasımda yas tutulurdu. Ben de kızım, tüm hayatı boyunca gizli kapaklı doğum günü kutlaması yapsın istemedim. Tutacağım kendimi ve 11 Kasımı bekleyeceğim dedim. Ve birden sancım kesildi. Hatta bu da çok iyi bir şey değildi. Uzun süre bekledik ama bu kez de sancı gelmedi. Bebek için tehlikeli diye suni sancı ile 11 Kasımda sabaha karşı Şevvali doğurdum. Ben Tanrının sevgili kuluyum diyorum. Hayatım boyunca 4 kez hayata sıfırdan başladım. Bir şey beni tutup yeniden ayağa kaldırdı. Ben adımı bildiğim günden beri hayatımda 3 şey vardır. Müzik, hayal ve doğa. Ben doğanın çocuğuyum. Benim öğretmenim , annem babam doğadır. Hayata karşı ayakta kalmayı , rüzgarlara karşı ne yapmam gerektiğini ağaçlardan öğrendim. Ağaçlar büyük fırtınalarda nasılsa rüzgar üzerinden geçsin diye eğiliyorsa, ben de zor zamanlarda eğildim. Hala öğretmenim doğadır. Önsezilerin geliştiği ise, hayvanlar ile bu kadar gelişti ise hepsini doğaya borçluyum.

Oğuzhan Ceyhan : İlk çocuğunuz Şehnaz hanımın hikayesi var mı ?

Leman Sam : O da doğuma çok az bir zaman kala beni bir gülme krizi tutmuştu. Şehnaz bu kriz yüzünden doğdu. Hep beraber gülüyoruz.:-)

Oğuzhan Ceyhan : Peki aşk için ne düşünüyoruz.?

Leman Sam : Aşk çok koşulsuz bir şeydir. Aşk hayatınızdayken tam anlamı ile bir kurban psikolojisine bürünüyorsunuz. Her şeyinizi, kendinizi, , sağlığınızı, sahip olduklarınızı feda edersiniz. Aşkta bir feda meselesi vardır. Eğer egosantrik bir insansanız o aşk değildir. Aşk sanırsınız ama değildir.

Oğuzhan Ceyhan : Aşk defterini kapattınız mı ?

Leman Sam : Yooo kapatmadım ama, gözümdeki perde düştü. Maskelerin ardını görüyorum artık. Aşk masumiyet istiyor diyorum ya. Artık insanlara baktığım zaman gördüklerimden dolayı , aşk bunların arasında olamaz, aşk bize küsmüş diyorum. Çünkü aşk yaşayan bir şeydir. Organiktir. Öyle her hangi birinin diğerine çekildiği sadece cinsel bir duygu değildir. Dünyada yaşamın özü “Aşk” tır.

Oğuzhan Ceyhan : Ne güzel söylüyorsunuz. Aşk, doğa, masumiyet. Astroloji disiplinine insanların çekinerek yaklaşmalarında aslında benzer bir sebep var. Çünkü Astroloji insanı öylesine çıplak gösteriyor ki. Eğer kaçınacak, gocunacak, saklayacak bir şeyleriniz varsa, çırılçıplak ortaya seriyor. Eğer kendinize yeterince dürüst olursanız, kendinizle açıkça yüzleşme şansınız da oluyor. Astrolojiyi ilerlemek, büyümek, değişmek ve dönüşmek için kullanmak gerekli. Bizim de tüm çalışmalarımız da amacımız, yarının neler içerdiğini kuru kuru ifade etmek değil. Eğer öneriler, ihtimaller sizi ilerletmiyor ve zamanın içindeki düzenin farkına vardırmıyorsa, yetkinliği yok demektir. Ben ve arkadaşlarım Astrolojiyi sevdirmek çabasında değiliz. Sevgi değildir bu. Bilgi işidir. Astroloji size yaşadığınız hayatı, düzeni, insanın dinamiklerini anlamada büyük bir açılım sağlar. Bu yüzden söylediklerinizi özel olarak önemsiyorum. Bunu bize hatırlatmanız çok güzel oldu. Pek Türkiye için ne düşünüyorsunuz ? Kendinizi bir aktivist olarak tanımlıyorsunuz.

Leman Sam : Türkiyede çok yanlış yerlere kanalize edilmiş bir türban meselesine endekslenmiş bir problemin, bir aysbergin tepesindeki bir yerin göründüğünü düşünüyorum. Laikliği herkesin anladığı biçimde anlamıyorum. Her şeyi sözle ifade etmekten de hoşlanmıyorum. Yani görüşümün tam adı laik olmayabilir. Ama bir ülkede eğer din ve devlet işleri karıştı ise ; devlet somut bir kavramdır. Din ise soyut bir kavramdır. Soyut ve somut iki kavramın bir araya gelmesi imkansızdır. Herkesin kendine göre bir yaşam biçimi vardır. Politika ise kendi içinde çirkinlikleri olan kirli bir şeydir. Bu kirlilikle din bir araya zaten gelemez diye düşünüyorum.

Oğuzhan Ceyhan : Her ikinize de çok teşekkür ediyorum. Güzel enerjileriniz ve sohbetiniz için. Yeniden görüşmek üzere.