Röportaj - İrem ALTUĞ


Doğum Tarihi : 15 Eylül 1980,  Saat : 15:45
Doğum Yeri : İstanbul

Öz burcu :  Başak, Yükselen burcu : Oğlak,
Ay burcu : Akrep, Güneş 8.evde

Doğuştan gelen sanatçı yetenekleriniz var. Radikal seçimler yapan, asi ve özgür bir kadınsın. Sanatı çok seviyorsun. Haritandaki Neptün’ün pozisyonu platonik aşkları sembolize ediyor. Sana açılmakta zorlanan kişiler olurken, sen de platonik aşklar yaşayabilirsin.


Oğuzhan Ceyhan : Doğuştan gelen sanatçı yetenekleriniz var. Biraz bize tiyatro ile ilgili hayatından bahseder misin ?

İrem Altuğ : Tiyatro eğitimimi Amerika’da aldım. Burada konservatuarı bırakıp, Amerika’ya gittim.

Oğuzhan Ceyhan : Radikal seçimler yapan, asi ve özgür bir kadınsın. Sanatı çok seviyorsun. Bize sevgi haftasında biraz sevdiklerinden bahseder misin ?

İrem Altuğ : Genel olarak sanatı çok seviyorum. Müziği ve dansı seviyorum. Kendimi dans ile çok iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. İnsanlara sürprizler yapmayı seviyorum. Güzel hediyeler vermeyi ve arada bir kandırmayı da seviyorum. Gözlerindeki sevinç dolu ışıltıyı çok seviyorum.

Oğuzhan Ceyhan : Hayvanları çok seviyorsun.

İrem Altuğ : Evet çok. Bir köpeğim vardı. Kardeşim gibiydi. Dostumdu. Ve o benden daha olgundu diyebilirim. Bir Malta Terrier’ iydi. Adı “Şeker” di. Yolda bulmuştum. Tüylerini kesip eve götürüp kabul ettirmeye çalışmıştım. Sokaklarda büyümesine rağmen hiç kimseye kızgınlığı olmayan, müthiş sevgi dolu bir köpekti. Asla küsmezdi, asla kızmazdı. Onu sevmeyenleri bile çok severdi. Onun özellikle karşılıksız sevgisi beni çok etkilemişti. Biz insanlar biri bizi azarladığı zaman ya da biri ile tartıştığımızda sevgilerimizi bir daha düşünüyoruz. Tavırlarımız değişiyor. Şeker çok olgundu. Onu sevmeyenlerde oluyordu. Ama bunu hiç önemsemez sevmeye devam ederdi. Fakat sağlık sorunları oldu, ne yazık ki aramızdan ayrıldı. Hala onu hatırladıkça gözlerim doluyor.

Oğuzhan Ceyhan : İremcim, çok üzgünüm. Onun şimdi iyi bir yerde olduğuna eminim. Peki sevgililer günü için ne düşünüyorsun ?

İrem Altuğ : Sevgililer günü bana biraz yapmacık geliyor, ancak yine de unutanlar için hatırlamaya değer bir gün. Bir an için bile olsa düşünmek. Hayatımızda sevgi var mı diye düşünmek. Bizi bu konuda düşündürtmesi çok önemli. Tek bir güne adanmış olmasını doğru bulmuyorum ama bir gün için bile olsun, insanların vicdanları ile yüzleşmelerini sağladığı için önemli bir gün.

Oğuzhan Ceyhan : Astrolojide sevgiyi Venüs ve Juno temsil eder. Juno senin Güneş’in ile kavuşmuş ve aslanda. Sevgiyi her yerde, hücrelerinde hisseden bir insansın. İlk sinema filminde umutsuz bir aşk konusu vardı. Mutlu aşk var mıdır sence ?

İrem Altuğ : Aşk ve sevgiyi ayrı düşünüyorum. Aşkı karşı cinse yönelik bir arzu, farklı bir paylaşım olarak görüyorum.

Oğuzhan Ceyhan : Aşkta eros var.

İrem Altuğ : Evet, sanki bir illüzyon var. Sanki bir uyuşturulmuşluk gibi. Etkisi uzun sürmeyebilir. Ona hissettiğiniz duygular nedeni ile hayata olan ilginiz kilitleniyor, gözünüz başkasını ve başka bir şeyi görmüyor. Farklı davranabiliyorsunuz. Hayat boyu birine aşık olmak bana inandırıcı gelmiyor.

Oğuzhan Ceyhan : Hiç aşık oldun mu ? İlk aşkını bize anlatır mısın ?

İrem Altuğ : Amerika’ya gittiğimde aşık oldum. Aklımda yokken, birdenbire. Gördüğüm andan sonraki hiç bir şey aklıma girmedi. Ona olan aşkım ile her şey farklı gelişti. Elim ayağını nereye koyacağını bilemiyorsun. Kendin gibi davranamıyorsun. O da aynı şeyleri hissetsin diye bekliyorsun. Ama biz farklı kültürlerden insanlardık.

Oğuzhan Ceyhan : Haritandaki Neptün’ün pozisyonu platonik aşkları sembolize ediyor. Sana açılmakta zorlanan kişiler olurken, sen de platonik aşklar yaşayabilirsin. Venüs’ün Aslanda , sana da aşık olan biri oldu mu ?

İrem Altuğ : Benim en zor dönemlerimde yanımda olan arkadaşlarımdan birkaç kez bu tip itiraflar aldım. Onların yanında kendimi aşık olunacak bir yere koymamıştım hiç. En kötü göründüğüm zamanlarda bile yanımdalardı.

Oğuzhan Ceyhan : Başak ve Oğlak’ın etkisi ile aşkın içinde bile bir mantık arıyorsun.

İrem Altuğ : Doğru , evet.

Oğuzhan Ceyhan : Yeni girdiğin ortamlarda bazen soğuk durabilirsin. Ancak, aşk sınır tanımayan bir duygu. En kötü göründüğün , en çirkin ve en bitkin zamanlarında bile aşık olunabilir. Başak ve Oğlak sana bu konuda pek yardımcı olmuyor. Peki itirafları duyduğun zaman ne hissettin.

İrem Altuğ : Tabii ki çok şaşırdım. Ve uzaklaştım. Aynı şeyi hissedemeyeceğim için.

Oğuzhan Ceyhan : Dostlukların çok önemlidir senin için.

İrem Altuğ : Evet bu doğru, dostlarım ilişkilerimden daha önemlidir. İtirafı yapan arkadaşım içinde önce dostluğumuz önemli idi. En karşılıksız sevgi dostluktadır. Eğer etkileşimim yoksa ve dostu isem, yıllarca dost kalmayı tercih ederim. Ve bazen ben de hislerimi gömebilirim.

Oğuzhan Ceyhan : Ayın 11. evde. Çok arkadaşın vardır. Neptün’ün pozisyonu da destek oluyor. Hiçbir karaktere aşık oldun mu ?

İrem Altuğ : Tabii. Hatta bir iki tane birden. Bir tanesi bir romandandı. İlk böyle hissettiğimde lisedeydim. “Nevit”. Kürşat Başar’ ın “Sen olsaydın yapmazdın biliyorum” isimli romanıydı. Keşfedilemeyen bir karakterdi. Çekiciydi. Gizemliydi. Adada annesiyle yaşıyordu. Ada o kitap sayesinde bana hep başka gelmiştir. Kitap kızın ağzından yazıldığı için, onunla birlikte bende üzülüyordum. Nevit’i çok merak etmiştim. Karşıma çıksa oturup konuşmak istediğim bir karakter oldu. Sonra bir de Hakan Günday ‘ ın “Kinyas ve Kayra” isimli kitabı var. Karakterler kara kahraman gibi. İkisi de benliğin iki yüzü gibi. Onların da mistik yanları var. Zaten her zaman içimde problemli kişilere karşı sevgi ve ilgi duymuşumdur.

Oğuzhan Ceyhan : Neptün sislerin altındaki kişiliği görmeyi ifade ediyor. Ay ve Uranüs’ün de buna yardımcı. Kuledeki gizli prense aşık olmak. Aşkı yaşarken yeterince sahip olamamanın verdiği uzaktaki güç duygusu. Saklı kalan duygular, yeterince anlaşılamayan insanlar. Başka karakter var mı ?

İrem Altuğ : Bir de bir filmden çok etkilenmiştim. İsmi “Prenses ve Savaşçı” ydı. Oradaki erkek karakter beni çok etkilemişti. Eski eşini kaybetmiş, kendini kapatmış ve hayatını kurtardığı kızın tüm çabalarına rağmen açılmaya direnen bir kişilikti. Sanki gözlerinde perde vardı. Karısı yangında öldüğü için çok ızdıraplıydı. Ama bayan karakter onu açıyordu. Yaşanmamışlıkların tortusu vardı bir yerde.

Oğuzhan Ceyhan : Aslında tüm bunlar senin arzu ettiğin bir kalıbı ifade ediyor. Mars Akrepte, savaşçı ve güçlü bir karakter. Venüs Aslanda hükmetmeyen, sosyal bir mistiklik değeri arıyorsun. Aşkın içinde birazda acı var değil mi İrem ?

İrem Altuğ : Evet . Her şey ikili. Mutsuzluk ve mutluluk, acı ve zevk, hepsi ikişer ikişer geliyor. Yaşadığımız her duygunun yanında bir ikincisi var. Nefret etmezsek, sanki aşık olduk diyemeyeceğiz.

Oğuzhan Ceyhan : Bu Yin ve Yang yasası. Bu Tai Chi. Büyük nefretler büyük aşklar doğurabiliyor. Ve bazen büyük aşklar, büyük nefretler ile bitebiliyor. Peki sinemaya gelelim. Evet burada konservatuarı bırakıp, Amerika’ ya gittin. Orada kısa metrajlı filmlerde oynadın.

İrem Altuğ : Evet San Fransisco’ da yaşadım. Az bütçeli ama felsefi filmlerde rol aldım. Gerçekten o filmi yapmak için yola çıkmış insanlar ile çalıştım. İngilizce ve farklı karakterleri oynadım.

Oğuzhan Ceyhan : Burada da bir sinema filmin var.

İrem Altuğ : Evet . Eve giden yol’ da oynadım. 1914 ‘ de başlıyordu. O filmden çok keyif aldım. Yönetmenimiz ve oyuncularla çok iyi anlaştım. Bittiğinde çok üzüldüm. Yorucuydu ama çok güzeldi. Karakterim, Antakya’ da yaşayan ve güçlü ama kendinden küçük birine aşık olarak bastırılmış arzuları ile hareket eden bir kadındı.

Oğuzhan Ceyhan : Aşkın karanlık yönlerini buluyorsun. Mars’ın Astrolojik olarak yarattığı bir şey. İleride sanatsal filmlerde oynayacaksın. Çok gençsin. 2012 ve 2017 yıllarında çok önemli projelere imza atacaksın. Şu an ki projelerini de söyler misin ?

İrem Altuğ : Şu an oynadığım da bir aşk hikayesi. Zengin bir ailenin içindeki bir kızın, düşük gelirli, ancak gururlu bir karakter ile yaşadığı kabul edilmeyen bir sevgi ilişkisi. Yine güç, ihtiras ve gizem var.

Oğuzhan Ceyhan : Başka projelerin var mı ?

İrem Altuğ : Kesinleşmeyen projeler var. Onu da başka bir röportaja saklayalım.

Oğuzhan Ceyhan : Sen nasıl birine aşık olabilirsin ?

İrem Altuğ : Kurtarılmayı beklemeyen biri olmalı. Kurtarıcı kimliği taşıyan ilişkileri denge sorunu hiçbir zaman düzelmiyor. Herkes eşit olmalı. İhtiyaçtan doğan değil, ihtiyaçtan olmayan bir aşk daha güzel. Sevgi istediği için olan aşkı ve ilişkiyi doğru bulmuyorum. Bu durumda bencilce oluyor.

Oğuzhan Ceyhan : Karşı tarafta ne arıyorsun ?

İrem Altuğ : Bir kere görünüş aramıyorum. Görsellik çok önemli değil. Ancak, 5 duyuma hitap ediyorsa ister istemez bir şey hissediyorum.

Oğuzhan Ceyhan : Sözler senin için önemlidir. Merkür’ün Terazide.

İrem Altuğ : Evet doğru. İngilizce’de kullanılan bir cümle vardır. Erkekler gözleri ile , kadınlar kulakları ile aşık olur diye. İnsanların kullandıkları kelimelere çok dikkat ederim. Radyoda bile dinlediğim spikerlere çok dikkat eder ve sesine göre seçerim. Sesin tonu ve sözler benim için çok önemli. Bir de zeki olması çok önemli. Akılsal olarak uyuşmam çok önemli. Bazen ”şey” kelimesini kullanırsınız, kimse bir şey anlamaz ama o sizin ne söylediğinizi ne anlatmaya çalıştığınızı anlar.

Oğuzhan Ceyhan : Peki Astroloji’ye bakış açın nedir ?

İrem Altuğ : Astrolojik danışmanlığı senden önce almamıştım. Ancak Astroloji ile ilgili kitaplar okudum. Ben her şeye olasılık verme taraftarıyım. Bir şeye “Asla olmaz” gözüyle bakmam. Kesinlik vermem. Her zaman açık bir kapı bırakmak daha doğrudur. İnsan her zaman değişiyor. Geri dönüp sorguladığınız zaman ne çok şey değiştiğini görüyorsunuz. Ben her gün burç tarzında okumuyorum. Ancak genel olarak Astroloji’nin çok belirleyici, çok doğru yanları var. Bu nasıl inandığın ile ilgili. Sadece ırkçılık gibi , bir burcu tamamen ayırt etmeyi doğru bulmuyorum. Sen başaksın, sen ikizlersin denmesini sevmiyorum. Fakat Astrolojinin kendisi, niye sorusunu bulmak için çok önemli. Hayatı daha iyi anlamak için niye sorusuna sormamızı sağlıyor. Neden, bir tek ben mi böyleyim fikrinden sıyrılmanızı sağlıyor. Hiçbir burç mükemmel değil, hiçbir burç tamamen kötü de değil.

Oğuzhan Ceyhan : Katılıyorum. Her zaman ifade etmeye çalıştığım bir şey de bu. Burç adına yazılmış genellemeler, o burcun genel kalitesini ve potansiyellerdeki ağırlıklarını ve eğilimlerini gösterir. Aslında insan sayısı kadar burç etkisi vardır. Her harita kendine özeldir. Her insan büyük denizin bir damlasını oluşturur. Ancak hep birlikte denizi oluşturabiliriz. Hepimiz özeliz ve birbirimiz olmadan olamayız. Hepimiz ve her burç diğerinin aynasıdır. Her insan bir tohum gibidir. Bizler bazen doğru, bazen yanlış mevsimde atılmış tohumlarız. O yüzden her zaman Astroloji’nin mevsim döngüleri ile ne kadar çok bağlı olduğunu anlatırım. Yanlış zamanda ekilmiş bir tohumunu ürünü gibi, bazen kötü etkiler ile dünyaya geliriz. Bazen en iyi şekilde yetiştirilmiş bir tohum gibi büyük şanslar ve güzellikler ile dünyaya doğarız. Ancak, ürün olduktan sonra nasıl bir hayat yaşayacağımıza dair seçimlerin yani cüzi iradenin bize bırakılmış olduğuna inanırım. Her meyve olmuş tohum, kendi gerçeğini yaşar ve ona tanınmış sınırlarda etkinlik gösterebilir.

İrem Altuğ : Evet ve hepsi denge içinde. Astroloji iyiye de kötüyü de, yanlışı da doğruyu da anlamana yardımcı oluyor. Hepsi Chart ‘ a çok güzel dağılmış, birinin yapamadığını öteki yapıyor. Birinin beğenmediğini, öteki beğeniyor. Astroloji kendi haritalarımızda da, kendimizdeki iyi ve kötüyü bulmamızı sağlıyor. İnsanın kötü yanlarını törpülemesini sağlıyor.

Oğuzhan Ceyhan : Teşekkürler İrem çok güzel bir sohbetti.

İrem Altuğ : Ben teşekkür ederim.